MשStLo√∑
c:// system rooT
ADMİN
REP GÜCÜ 65518
Online
Cinsiyet: 
www.KGenclik.com
Mesaj Sayisi : 39102
Nerden : İstanbul
Kayit Tarihi : 03 Nisan 2007, 00:59:43
Üye No : 1
|
Konu: 1
Tarihsel Teoloji nedir? Neden çalışılmalıdır?
Bazen insanlar neden bir çok ölmüş kişinin görüşleriyle vakit geçiriyoruz diye sorabilirler. Ama şu gerçek ortadadır. Avgustin’in Tanrı doktrini üzerine görüşlerini yaşadığı çağdan çok daha rahat bir biçimde anlayabilir ve tartışabiliriz.
Tarihsel Teoloji’yi çalışmamızın nedenini sekiz ana nedenle ifade edebiliriz.
Kilise tarihi Pentekost gününden itibaren kilisenin kurum olarak gelişimini ele almaktadır. Kilisenin devlet ve toplumla olan ilişkileri üzerinde durur. Doktrin ve uygulama olarak kilisenin yayılması üzerinde durur. Bu uygulamaya, kilise ibadetleri, ahlakı ve mimarisi dahildir.
Hristiyan düşüncesi ise daha dar bir kavramdır ve daha çok kilisenin doktrin ve teolojisi üzerinde durmaktadır. Burada kiliseyi etkileyen felsefeler, kilise ve modern bilimlerin ilişkiside yer almaktadır.
Hristiyan Doktrininin Tarihi daha da dardır çünkü yalnızca Hristiyan ilahiyatının tarih içindeki gelişimini ele alır. Bütün Kutsal Kitap doktrinleri, kavramları bu bölümün içinde yer almaktadır.
Dogma Tarihi ise daha çok kilisenin tam değişmez olarak kabul ettiği değerler tanımıdır. Örneğin bazıları bu doğmalardan olan Kutsal Üçlük öğretişiyle (İznik Konsili (325) ve Konstantinapolis (381) ve Kristoloji ile sınırlamaktadır. Ama bazıları ise bunu günah ve lütuf öğretisine kadar uzatmaktadır.
Kilise tarihi noktasında oldukça geniş olarak çalışılmaya başlanılan Teoloji tarihi Dogma tarihine kadar indirgenebilir.
Bu çalışmada çeşitli yöntemler kullanılabilir:
-Diakronik yöntem: Bir Kutsal Kitap gerçeği ya da doktrini ayrıştırılıp kronolojik olarak tarih içinde etüd edilir. Örneğin; Kristoloji ilk babalar döneminden ele alınıp 4. 5. yy. daki konsiller boyunca ele alınır ve Anselm sonra Luther ve Reformasyon sonrası düşünürlerin görüşlerinden günümüze kadar incelenir. Aynı yöntem her bir doktrin için uygulanabilir.
-Kişiler üzerinde çalışma yöntemi: Burada da kilise tarihindeki kişiler ele alınır ve onların özellikle teoloji alanına getirdikleri düşünceler üzerinde durulur. Örneğin, ilk çağ savunmacılarından başlanıp, Atanasyus’a, Avgustine, Anselm’e, Aquinas’a, Luther’e, Calvin’e, Edwards, Schleiermacher’e oradan Barth’a şeklinde devam eder.
-Sinkronik yöntem: Bu yöntemde tarihin bir dönemi alınır ve bu dönem içinde Kristoloji hem sosyal, hem politik, hem felsefi anlamda incelenir. Sonra aynı dönem içinde günah ve lütuf kavramları konusunda kilisenin karşılaştıkları güçlükler karşılaştırılır. Hatta aynı dönem içinde kilise içinde Kristaloji ve Soterioloji arasındaki ilişki gözlemlenir.
Çalışmamız neden önemlidir?
1-Elçilerin İşleri Mesih İsa’nın yapmaya devam ettiklerinin ve kilisesi için edecek olduklarının anlatımıdır (1:1). Hiçbir engelle karşılaşmadan Tanrı’nın Egemenliği’ni tam bir cesaretle duyuruyor, RAB İsa Mesih’le ilgili gerçekleri öğretiyordu (28:31). Mesih bugünde Petrus’la Pavlus’un günlerinde olduğu gibi işlemektedir. Sadece bu etkinliklerinin esinlenmiş yazılı kayıtlarını görmüyoruz. O’nun bedeni olan kilisesinde olan etkin işlerle O’nun kendisini ilanını görüyoruz.
2-Aynı zamanda Tarihi Teoloji üzerinde çalışmak bir anlamda Kutsal Yazıların tefsirini çalışmaktır. Doktrinin gelişimini izlemek demek kişiler olarak Kutsal Yazların sürekli en doğru anlaşılmasına doğru tefsirini çalışmak, öğrenmek anlamındadır. Sözün gerçeği hiçbir zaman değişmez. Fakat zaman içinde doğruya olan her çeşit saldırıya karşın doğru bir kez daha doğruluğuna doğru hareket etmektedir.
3-Özellikle Doktrin açıklamaları, İnanç açıklamaları hem insanların hem de kilisenin yaşamlarında çok temel rol oynamıştır. Bütün bunlarla bizler doğruyu yanlıştan ayırt etme şansına daha çok sahip olmuş oluruz.
4-Tarihi Teoloji’yi inkar aynı zamanda ilahi aydınlanmayı inkardır. Kanon olarak yazılı metinler Vahiy bölümüyle tamamlanmıştır. Ama Tanrı’nın Ruhunda imanlıların yürekleri kelamla aydınlatılmaktadır. Çünkü Tanrı Ruhu öğretmendir.
-Kutsal Ruh’un armağanları Mesih’in bedenini geliştirmiştir. Charismata hem eskiden hem şimdi Tanrı kilisesini ihya etmiştir. Avgustin, Anselm, Luther, Calvin, Wesley, Edwards, Spurgeon ve diğerlerinin yaşamları ve yazıları gerçekten kiliseyi Rabbin Ruhunda aydınlatmış ve aydınlatmaya devam etmektedir.
5-Kilise ve teolojinin tarihi aslında ilahi sağlayışın bir kaydıdır. Rabbin yüceliği insan deneyimleri ile yaşanmıştır (Efesliler 1:9-12; Daniel 2:19-23; İbraniler 1:3). Tarihi Teoloji’yi çalışmak aslında Tanrı işini çalışmaktır. Tanrı’nın kurtarma stratejisini ele almaktır (Mezmur 77:11-13).
6- Bu çalışma aynı zamanda şeytanın yıkıcı taktikleri üzerinde bilgi sahibi olmaktır. Bütün bu çalışmalar esas doktrininin inanç açıklamaları halinde düzenli bir biçimde korunmasına neden olmuş ve şeytanın tahakkümünü ortadan kaldırmıştır.
7- Tarihi Teoloji aynı zamanda insanı çalışmaktır. Burada üç husus önemlidir:
1.Tarihsel Teoloji bize hem imanı hem de başarısızlığı gösterdiği için daha fazla öğrenme şansımız vardır. İbraniler 11. bölüm bu örneklerle doludur.
2.Tarih içinde önemli şahsiyetlerle aynı görüşte olmadıkları için başka imanlı kardeşlerimizi eleştiri bombardımanına tutmamalıyız. Çünkü tarihi teoloji bize hizmet için vardır efendilik etmek için değil. Bizim temelimiz Kutsal Yazılardır.
3.Kutsal Kitabın olmazsa olmaz doktrinleri önünde tarihsel gelenekler yanılmaz değildir.
8-Tarihsel Teoloji Hristiyan inancının değişip, sadeleşip, arı bir biçimde en son halini alışını göstermesi açısından çok önemlidir.
-İnanç Meselesidir. İnsanların inandıkları nasıl yaşadıklarını etkilemektedir. J.I.Packer “Kötü ilahiyatın insanları incitir” demektedir.
-Bazı inançlar diğerlerinden daha çok anlamı içermektedir. Kutsal üçlük, Mesih’in Tanrılığı ve kurtuluşun doğası gerçekten tartışmak için çok önemli ve düşünmek için çok değerlidir. Sapkınlık ise her zaman kötü bir kelime değildir. Çünkü bir çok zaman sapkınlıklar sayesinde gerçeği daha net ayırt edebiliriz.
-Bazı zamanlar bazı inançlar çok çok daha fazla anlam ifade etmektedir. Tarihi Teoloji içinde rahatsız edici konular aslında Hristiyanlığın aslına uygun ele alınmadığında olacak olanların göstergesidir.
Bazı konularda anlaşmazlıklar ise sonuçta Hristiyanlığın birincil doktrinlerinde doğruluğu üzerindeki birlikteliği zaman zaman daha fazla güçlendirmektedir. İkincil konular birincil konuların bağdaştırıcılığı altında ele alınmıştır. Rabbin Sofrası konusu üzerinde oldukça farklı öğretiler oluşmuştur. Bu Rabbin Sofrası gerçeğini ortadan kaldırmamıştır.
Konu:2
KİLİSE TARİHİNE KUŞBAKIŞI
1. Patristik Hristiyanlık – İ.S.95 den İ.S 590’a kadar
Biz bu döneme kilise babaları dönemi de diyoruz.
2. Medieval Hristiyanlık- İ.S 590’dan İ.S 1517’e kadar Aslında bu döneme Orta Çağ dönemi de diyebiliriz.
3. Modern Hristiyanlık- 1517’den günümüze dek.
1. Patristik Hristiyanlık
a. Apolojetik dönem- Vahiy bölümünün tamamlandığı takriben 95’ten başlıyor ve İznik konsiline kadar sürüyor (325). Bazıları bu dönemin Konstantin’in Hristiyanlığa döndüğü tarih olarak da söylemektedirler. 313’de özellikle Avrupadaki Hristiyanlar üzerine olan baskı ve zulüm tamamlanıp yerini bir azınlık olmalarına rağmen hoş görüye bırakmıştı. Bu dönemde de kilise kendisini putperest fikirlerden hem teolojik hem de politik anlamda koruma zorunda kalmıştı.
b. Polemikler dönemi – Gregory (Kilise babalarının sonuncusu Papaların ilki) 325 ile başlar ve 590’da biter. Politik etkiyle kilise büyüdü..Ama ne yazık ki, içten bozulma başladı. 392’de İmparator Theodosius Hristiyanlığı Roma’nın tek resmi dini haline getirdi. Fakat doktrin bozuklukları ortaya çıkmaya ve konsiller yapılmaya başlandı.
2. Medieval Hristiyanlık
a. Papalık hiyerarşisi dönemi- Büyük Gregory(590) ile başladı ve doğu ile batı(1054)arasında ayrılık dönemine dek sürdü ya da Gregory VII (1073) sürdü. Bu dönemin karakteristiği Karanlık Çağ olarak ifuade edilmektedir.
b. Skolastik ya da Sytematizasyon dönemi 1054/1073 den itibaren başlayıp Reformasyonun başlamasına dek sürmektedir (1517). Bu dönemde Hristiyan doktrininin Anselm, Duns Scotus, Lombart, Büyük Albert, Thomas Aquinas gibi kişilerin felsefe ve teolojileriyle sistematikleştiğini görüyoruz.
3. Modern Hristiyanlık -1517’den günümüze
a. Protestan Reformu ve Polemik İnanç Açıklamaları dönemi- Bu Martin Luther’in 95 maddeyi kilise kapısına asması ile başlar ve Westfalya Barışına dek sürer (1648-50)
Bu dönemde dört temel gelenek ortaya çıkmaktadır: Luteren, Reform, Anabaptist ve Anglikan. Bu hareketlere Romadan da bir tepki hareketi gelmiş ve özellikle Cizvitler bu dönemde ortaya çıkmıştır.
b. Rasyonalizm ve Uyanış dönemi- 1650’den Fransız devrimine kadar süren dönemdir (1789). Nedensellik çağı olarakda bilinir. Kilise aydınlanma etkileşimi altındadır. İngiltere de büyük kilise uyanışı (Wesley) ortaya çıkar ve Amerika’da da aynı uyanış görülür (Edwards ve Whitefield). Bu uyanış döneminde özellikle kilise hümanizme karşı büyük bir uyanış içine girmiştir.
c. Gelişim dönemi- 1789’dan 1.Dünya Savaşına dek süren dönemdir. Özellikle politik değişimler Amerika ve Fransız devrimi gibi olaylar sosyal değişimi de beraberinde getirdiği için (Endüstri devrimi) bu dönemin başlangıcı hep bunlarla şekillenmiştir. Bu arada Darwin teorileri ve Alman ilahiyatçılarının (yüksek eleştiri) eleştiri metodları kiliseyi belli bir baskı altına alır ve modern liberal teolojinin doğmasına neden olur.
d. İdeolojiler dönemi- 1914 (1.Dünya Savaşı)’ndan bugüne kadar gelişen dönemdir. Yeni tanrılar türemiştir. Bunların çoğu sekulerism olarak ortaya çıkar. Komunizm, Nazizim, Faşizim, Teolojik Liberalizm, sosyalizm, ekümenizm, individualizm, humanizm hep birbiri ile yarış halinde ideolojiler olarak yer almaktadırlar. Bütün bunlarda evangelikalizm dediğimiz bir karşı yapılanmayı da oluşturmuştur. Denominayşianalizm ve Pentekostal /Karizmatik hareketlerde aynı dönemde doğmuştur.
Konu: 3
Patristik dönemde teolojik gelişmeler
KUTSAL ÜÇLÜK TARTIŞMALARI
Bu doktrinin üç aşaması vardır:
1. İznik Öncesi dönem (Pre-Nicene) Havari Pavlus’un ölümünden İ.S 325’e kadar süren dönemdir.
2. İkinci aşama Atanasyus ile Arius arasındaki öğretileri ve tartışmaları kapsar (325) İznik İnanç Açıklaması aslında bir anlamda Kutsal Üçlük problemine bir cevap değil Baba ile Oğul arasındaki Tanrısal eşitliğin temel açıklanışdır.
3. Bu aşama İznik Sonrası dönemdir (Post-Nicene). Daha çok Kristolojiyi içermektedir. Mesih’in ilahi tarafı ile insani tarafı arasındaki ilişki üzerinde durulmaktadır. Bütün bunlarla birlikte Kutsal Üçlük sorunu Konstantinopolis (381) toplantısına kadar Kristolojik sorunsa Kalkedon(451) toplantısına kadar süregelmiştir.
Şimdi birinci aşamadaki gelişimlere bakacağız. Bu konudaki diğer aşamaları Kristolojik tartışmalarda inceleyeceğiz.
1.Post-Apostolik Babalar: (Romalı Clement, Ignatius, Polycarp, Papias ve Hermas Çobanları dökümanı)Bu kişiler kendilerini monotheism’e ve hem de Mesih’in Tanrılığına adamışlardı. Fakat her iki konuyu birbiriyle bağdaştırmak için bir gayret sarf etmemişlerdi. Mesih’in önceden varlığı kabul edilmiş ama açıklanmamıştı.
2.Apolojistler (Justin Martir, Quadratus, Aristides, Tatian, Athenagoras, Theophilus ) – Bu kişilerin doktrine kazandırdıkları Logos Christolojidir (Kelamla Mesih’in birlikteliği). Özellikle Justin Martır’a göre Mesih’in önceden var oluşu Tanrı’nın düşüncesi ve nedeninden ötürüydü. Mesih’le Tanrı ilişkisi oğul’un babasıyla olan ilişkisi gibiydi Mesih’le Tanrı arasında bir kişisel ilişki değildi. Bu düşünce daha ziyade Tanrı Logos’unun fizikselliğe bürünmesine ilişkindi ve Mesih İsa’da bedene bürünmesiydi. Bir anlamda Oğul Baba’dan çıkmıştı. Apolojistler Kutsal Üçlüğün kişilikleri belirgin olarak algılanmıyor ama Tanrı ile Sözün sonsuz ve temeldeki birliği kabul ediliyordu.
3.Kısıtlı Üçlük anlayışı- Tertullian (225) ve Hippolitus (236)Tanrı’yı iki açıdan ele alıyorlardı:
a.Tamamen kendi yeterliliğinde kendisi olarak.
b.Dünya ile olan ilişkisinde, yaratılış, kurtarış ve esin etkinliğinde.
Yani önceleri Tanrı’nın Sözü ya da Nedeni ve Hikmeti kendi içinde olarak algılanırken sonraları Sözü ve Hikmeti Oğlu ve Ruhu olarak ilan edilmiş olarak algılanıyordu. Bu Tek olan Tanrı’nın kendisini üç kişilikte özellikle belli bir düzen içinde Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta açıklamasının ve öyle anlaşılmasının aslında kısıtlı bir formu olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu anlayışta Baba,Oğul ve Ruh’un kişisel ilişkisi yaradılış ve kurtarışta kendini ilanından önce görülmediği üzerinde durulmuştu.
Hatta Tertullianın görüşüne göre yeni yerle yeni gök yaratıldıktan sonra Oğul’un bu ilahi varlığından çekileceği şeklindeydi. Yine Tanrı kavramı içinde ayrı olarak varlığını sürdürecek ama Oğul kişiliğinde olmayacaktı.
Bu anlamda Tanrı’nın üç kişiliğinden ilk bahseden (trinitas) Tertullian diyebiliriz. Hem Oğul hem de Ruh hakkında kişilik olarak bahsetmekten çekinmemiştir (prosopon). Fakat hala bakış açısında Tanrı’nın bu karakteristik özelliklerinin sadece geçici bir süre için olduğunu Tanrı’nın sonsuz varlığında olmadığını ileri sürmüştür. Yani sadece dünyada kurtarış işlemi için böyle bir karakteristikle çalıştığını dile getirmiştir.
4. Origen’ın bu konuya olan katkıları (İ.S 185-254): Tanrı’daki üç kişiliğin sonsuzlukta böyle olduğunu kabul etmiştir. Üç ayrı Tanrı yani (tri-theism) şeklinde bir görüşü asla kabul etmemiştir. İlahiliğin temeli, özü, kaynağı Babadır şeklinde algılamış ve bir anlamda Oğul’un O kaynaktan çıktığını söylemiştir. Oğul’u (deuteros theos; Contra Celsus, 5.39) şeklinde algılamaktadır. Oğul Tanrıdır ama kendi içinde ve kendinden değil. Baba Tanrı’nın kaynağından temelli ve oradan gelen Tanrıdır. Origen, Oğul’u ve Ruh’u Tanrıdan Tanrı olarak ama Tek Tanrı’nın, Tanrı kişiliğinin ikincil ve üçüncül alt kişiliği olarak vurgulamaktır.
Baba ile Oğul’un birlikteliği ışığın kaynağı ile ışığın uzantısı arasındaki bağlantı ya da kaynayan suyla buharı arasındaki bağlantı şeklinde ifade etmektedir.
5. Üçüncü yüzyıl Üçlük karşıtlığı: Monarchianism (Sabellianism) üçüncü yüzyılda Sabellius’un görüşlerinin etkileşimiyle ortaya çıkmış ve yayılmıştır. Bu monarchy- tek prensip anlamındadır. İlahi tekliği vurgulamaktadır.
a.Dinamik Monarchianism- (Bizanslı deri tüccarı Theodotus tarafından savunulmuştur) Mesih vaftiz olduğunda yalnızca insandı, ahlak standartlarının çok yüksek olmasından ötürü Tanrı Oğlu olarak oğulluğa kabul edilip Ruhça güçlendirildi. Böylelikle mucizeler yapabildi. Bu nedenle bu görüşe (adoptionism) evlatlık edinme anlamında bir isimde verilmektedir. Bu görüşü o dönemde Suriye Antakyası olarak adı geçen Antakyada Metropolitlik yapan Samosata’lı Pavlus çok ateşli bir biçimde savunuyordu ve sonunda Antakya Sinodu tarafından sapkın olarak değerlendirilerek görevinden alındı (268).
b.Modalistik Monarchianism : Bunlar hem Tanrı’nın tekliğine hem de Mesih’in İlahiliğine inanıyorlardı. Bu insanlara göre Tanrı Tekti. Ama kendisini hem Baba, hem Oğul ve hem de Kutsal Ruh olarak gösterebiliyordu. Tek Tanrı’da üç kişilik değil, Tek Tanrı’nın kendini farklı farklı yüzlerde göstermesi tarzında bir algıya sahiptiler.
|