MשStLo√∑
c:// system rooT
ADMİN
REP GÜCÜ 65518
Çevrimdışı
Cinsiyet: 
www.KGenclik.com
Mesaj Sayisi : 39115
Nerden : İstanbul
Kayit Tarihi : 03 Nisan 2007, 00:59:43
Üye No : 1
|
HIRİSTİYAN AHLAKININ GENEL
ÖZELLİKLERİ
1. KUTSAL KİTAP ÇOK ÖNEMLİ ÖNERMELERDE BULUNUR
a) Kutsal Kitap Allah’ın var olduğunu farz eder
Felsefi kaynaklarda olduğu gibi Kutsal Kitap’ta Allah’ın varlığı üzerinde bir tartışma söz konusu değildir. Çünkü Kutsal Kitab’a göre Allah tartışmasız olarak vardır. O birdir, yücedir. Her şeye kadirdir: Eski Antlaşma şu sözlerle başlamaktadır:
“Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı.” Tek. 1:1
Mezmurlara baktığımızda iman etmeyen kişi için “aptal” ifadesi kullanılmaktadır:
“Akılsız yüreğinde Allah yoktur, dedi.” Mez. 14:1; 53:1
Bu örneklerde görüldüğü gibi, Kutsal Yazılar Allah’ın varlığını tartışmasız olarak kabul ederek bize Allah’ı açıklamaktadır. O bize kendisini açıklamıştır ve bizim O’nun isteminde bir yaşam yaşamamızı istemektedir.
b) Kutsal Kitap bütün insanların ahlaki bir karakter ile yaratıldıklarını öğretiyor
Kutsal Kitap, doğru ve yanlış konusunda Allah’ın kendi standartları olduğunu söylemektedir. Bu nedenle bu ahlak standardı ile yaratıldık. Ama sonra düşünme yeteneğimizle iyi ya da kötü konusunda kendi yolumuzu çizmeye başlarız.
Kutsal Kitab’ın başında yaratılan ilk insanlara itaat edilecek tek bir emir verilmişti, buna karşın insanoğlu bu emre itaat etmemeyi seçti.[13] Bu zamandan itibaren insanoğlu “günaha düşmüş” ahlakı ile doğmaya başlamış oldu. Bu Allah’ın emirlerine itaatsizlik olarak kendini göstermektedir. İnsanoğlu günaha eğilimli olmuştur. Allah’ın emirlerini yerine getireceğine kendi yollarını aramayı tercih etmiştir. Bunun kanıtını dünyamızın her tarafında görmek mümkündür. Elçi Pavlus günahkar insanoğlunun bu düşük ahlak standardını şu şekilde tanımlamaktadır:
18 “Kötü tutumlarıyla gerçeğe set çeken insanların tüm Allah saymazlığına ve kötülüğüne karşı Allah’ın öfkesi gökten açıklanır. 19 Çünkü Allah’a ilişkin ne varsa onlara belirgindir. Çünkü Allah onlara açıklamıştır. 20 O’nun göze görünmeyen nitelikleri başlangıcı, sonu olmayan gücü ve Allah’lığı dünyanın yaratılmasından bu yana yapılan işlerden anlaşılmakta ve açık açık görülmektedir. Onun için, hiç özürleri yoktur. 21 Çünkü Allah’ı bilmelerine karşın, O’nu Allah olarak yüceltmediler, ne de teşekkür sundular. Tam tersine, tasarılarında boş savlara kapıldılar ve anlayıştan yoksun akılları kapkaranlık oldu. 22 Bilgelik taslarken akılsızlığa sürüklendiler. 23 Ölümsüz Allah’ın yüceliğini ölümlü insanla, kuşlarla, dört ayaklı yaratıklarla ve sürüngenlere benzer şeylerle değiştirdiler.
24 Bu nedenle, Allah onları yüreklerini tutkusunda iğrençliğe teslim etti; bu işlerle kendi aralarında bedenleri aşağılansın diye. 25 Onlar Allah’ın gerçeğini yalanla değiştirdiler; Yaradan’dan çok yaratığa tapındılar, ona hizmet sundular. Allah çağlar boyunca kutlansın. Amin
26 Bunun için Allah onları utanç verici isteklere teslim etti. Kadınları, doğal ilişkiyi doğala ters düşen ilişkiye dönüştürdüler. 27 Bunun gibi, erkekleri de kadınla doğal ilişkiyi bırakıp tutkuyla birbirleri için yanıp tutuştular. Erkekler erkeklerle utanmazlık ettiler ve sapıklıklarına yaraşan karşılığı kendi varlıklarında buldular.
28 Allah’ı bilme aşamasına gelmeyi onaylamadıklarından, Allah onları uygunsuz işler yapmaları için onaylanmayan düşünceye teslim etti. 29 Onların varlığında her tür bozukluk, aşağılık, açgözlülük, kötülük doldu taştı. Çekememezlik, adam öldürücülük, kavgacılık, düzenbazlık, bayağılık onları tepeden tırnağa dek sardı. Dedikoducular, 30 başkalarını çekiştirenler, Allah’ı çekemeyenler, onu bunu aşağı görenler, büyüklenenler, övünenler, uygunsuz işler düzenleyenler, ana baba sözü dinlemeyenler, 31 düşük düşünceliler, sözünde durmayanlar, sevgi nedir bilmeyenler, sevecenlikten yoksun kişiler. 32 Bu işleri yapanlara ölüm yaraşır diyen Allah kuralını bilmelerine karşın, bunları yalnız yapmakla yetinmezler, üstelik yapanları da onaylarlar”
Rom. 1:1832
Din dışı ahlak anlayışının tersine,[14] Kutsal Kitap ahlak öğretişi insanın daha doğumunda bazı ahlaki temellere sahip olduğu görüşündedir. Yaradılışın güzelliği, mükemmelliği ve düzeni karşısında bütün insanlar Allah’ın varlığını kolaylıkla algılayabilmektedirler. Hem kendilerinin hem de yaşadıkları dünyanın O’nun tarafından yaratıldığını kabul edebilirler. Buna karşın, Allah’ın ahlak düzeyini kabul etme konusunda pek de gönüllü değillerdir. Allah’ı hoşnut etmek yerine kendilerini hoşnut etmeyi tercih ederler. Kutsal Kitab’ın ahlak öğretisinin temelinde, insanın günahının farkına vararak tövbe etmesi ve Allah’ın bizim için olan iyi amacına sıkı sıkıya sarılması yatmaktadır.
2. AHLAK BİLGİSİNİN TEMELİ ALLAH’IN VAHYİDİR
Kutsal Kitab’a göre doğru ya da yanlış ahlak bilgisi, antik geleneklerin, akılcı felsefelerin çalışılması ile öğrenilemez. Bu bilgiler ancak Allah’ın vahyi içinde bulunmaktadır. Allah, kendi vahyinde ahlak bilgisinin ne olduğunu yarattığı insanına bildirmiştir:
“Ve şimdi, ey İsrail, Allah’ın Rab’den korkmaktan, onun bütün yollarında yürümekten, onu sevmekten, ve bütün yüreğinle ve bütün canınla Allah’ın Rab’be hizmet etmekte, bugün iyiliğin için sana emretmekte olduğum Rab’bin emirlerini, ve kanunlarını tutmaktan başka, Allah’ın Rab senden ne istiyor?”
Tes. 10:1213
“Oğlum, kulağını hikmete çevirerek, Ve anlayışa yüreğini meylettirerek, Sözlerimi kabul edersen, ve emirlerimi yanında saklarsan; Gerçek, eğer idraki çağırırsan; ve anlayışa sesini yükseltirsen; Eğer gümüş arar gibi onu ararsan, ve defineler araştırır gibi onu araştırırsan; Rab korkusunu o zaman anlayacaksın, Ve Allah bilgisini bulacaksın. Çünkü Rab hikmet verir; ağzından bilgi ve anlayış çıkar; Doğrular için sağlam öğüt saklar, Doğrulukla yürüyenler için kalkandır; Ta ki, adalet yollarını kayırsın, ve salihlerinin yolunu korusun. Salahı ve hakkı ve doğruluğu, evet, her iyi yolu o zaman anlayacaksın. Çünkü senin yüreğine hikmet girecek ve canına bilgi hoş gelecek;”
Sül. 2:111
“Ey adam, iyi olanı sana bildirdi; ve hak olanı yapmak, ve merhameti sevmek, ve Allah’ınla alçak gönüllü olarak yürümekten başka Rab senden ne ister?”
Mik. 6:8
Allah günlük hayat için doğruluk, dürüstlük, adalet için kendi sözünde bütün standartları oluşturmuştur.
3. AHLAKİ ÖĞRETİŞ GENELDE BUYRUK FORMUNDA VERİLMİŞTİR
Kutsal Kitap, Allah’ın var olduğunu tartışmasız önerdiği gibi, Allah’ın ahlak standartlarını da tartışmasız önermektedir. Kendi dünyası için yarattığı ahlak standartları üzerinde hiçbir şekilde tartışılmasını istememektedir. Kendisi yarattığı her şeyin tek sahibidir. Bu nedenle her tür standardı koymak yalnızca O’nun hakkıdır.
On Emir’in büyük bir çoğunluğu “Yapmayacaksın” ve ”Etmeyeceksin” şeklinde ifadelerle kendini göstermektedir.[15] Elçi Pavlus Selanik’te inanlılara ne yapmaları, nasıl davranmaları gerektiğini anlatırken kesinlikle neden göstermemiştir. Yalnızca Allah’ın isteminin bu olduğunu belirtmiştir:
“Allah’ın istemi şudur: Kutsal kılınasınız, böylece zinadan uzak durasınız. Öyle ki, her biriniz kendi bedenine kutsallık ve onurla egemen olsun.”
“Çünkü Allah bizi iğrençliğe değil, kutsallığa çağırdı. Bu nedenle, bu ilkeleri hiçe sayan kişi insanı değil, bize Kutsal Ruhu’nu veren Allah’ı hiçe saymış olur.”
1. Se. 4:34, 78
Burada Selanikliler’den beklenilen yaşam standardı elçi Pavlus’tan değil, doğrudan Allah’tan Selanikliler’e verilmektedir. Bu nedenle buyruk tarzındadır.
Zaman zaman da insanların Allah’ı hoşnut eden davranışları neden yapmaları gerektiği açıklanmaktadır. Elçi Pavlus, Mesih İsa’nın günahlarımız için bir sunu olduğunu dile getirerek O’na inananların da aynı biçimde günahlarına ölmeleri gerektiğini söylemektedir. Bu ruhsal anlamdaki ölümle hem günah, hem de günahın gücü yenilmiş olacaktır. Görüldüğü gibi burada neden belli standartlarda yaşamamızın gerektiği açıklanmaktadır. Eğer bizler Mesih İsa’da kurtuluşu aldığımızı söylüyorsak artık günahlı davranışlarımızın bizi yönetmesine izin vermemiz mümkün olamaz.[16]
Eğer bizler Allah’ın Kutsal Ruhu tarafından yönetiliyorsak, bedenin bütün uygunsuz işlerini ölüme bırakmamız gerekir.[17] Elçi Pavlus aynı şekilde Kolose’lileri uyarırken günahlara ölmenin Mesih İsa’da yeni ve lekesiz bir hayata dirilmek olduğunu söylemiştir.[18] Görüldüğü gibi Kutsal Kitap’ta birçok ahlakı standartlar buyruk şeklinde verilmiştir. Bu buyrukların temellerinde de güçlü bir ilahiyat bulunmaktadır.
4. İNANÇ VE AHLAK BİRBİRLERİNDEN AYRILAMAZ
Bu bize oldukça açık gelmektedir. Ama antik dönem için aynı şeyi söylememiz mümkün değildir. Örneğin: o dönemde tapınak fahişeliği gibi bir olay vardı. Buna “yaşam gücü” diyorlardı. Bütün ürünlerin bereketleri için cinselliği bir tapınış olarak kullanıyorlardı. Bebeğin oluşumunu merak ediyorlar ve buna “yaşam gücü” diyorlar ve tapınıyorlardı. “Yaşam gücüne” tapınış ise cinsel ilişkiyi getiriyordu. Bu ibadetin bir parçasıydı. Tapınak fahişeleri ise, bu tapınış için en gerekli unsuru oluşturuyordu. Eski Antlaşma, Allah’ın ahlak standartlarının dışındaki bu inanışa karşı çıkmaktadır:
“İsrail kızlarından ve İsrail oğullarından kendilerini fuhşa vakfetmiş kimse olmayacaktır. Kadın fuhşunun kazancını, yahut erkek fuhşunun ücretini, her hangi bir adak için Allah’ın Rab’bin mabedine getirmeyeceksin; çünkü bunların ikisi de Allah’ın Rab’be mekruh şeylerdir.”
Tes. 23:1718
Antik dönem ahlak anlayışlarını öğrendikçe Allah’ın neden İsrail oğullarının farklı olmalarını istediğini daha iyi bir biçimde anlamış oluruz. Bugünkü dünyamızın da ahlak anlayışı Allah’ın anlayışından çok farklıdır. Bu nedenle Rab’bimiz, kendisine inananların farklı olmalarını istemektedir.
Allah, peygamberleri aracılığıyla esas isteminin tapınış biçimlerinden ziyade kendisini hoşnut edecek yaşam tarzı olduğunu açıklamıştır. Doğruluk, dürüstlük, adalet gibi yüksek standartlar gerçek imanla bütünleştiğinde, Allah’ı hoşnut eden bir yaşam ortaya çıkar:
“Ve ellerinizi açtığınız zaman, gözlerimi sizden gizleyeceğim; bir çok dualar ettiğiniz zaman da dinlemeyeceğim; elleriniz kanla dolu. Yıkanın, temizlenin; gözümün önünden işlerinizin kötülüğünü atın; kötülük etmekten vazgeçin; iyilik etmeği öğrenin; adaleti arayın, ezilmiş olana doğruluk edin, öksüzün hakkını koruyun, dul kadının davasına bakın. Rab diyor: Şimdi gelin de davamızı görelim; suçlarınız kırmız gibi olsa da, kar gibi beyaz olur; kırmız böceği gibi kızıl olsa da, yapağı gibi olur.”
Yşa. 1:1518
Amos peygamberin mesajı da yine aynı mesajdır. Allah, anlamsız ibadetle ilgilenmemektedir. Eğer insanlarının yaşam tarzları O’nun düzeyine uygun değilse, ibadet boş kalmaktadır:
“Bayramlarınızdan nefret ediyorum, onları hor görüyorum, ve bayram toplantılarınızdan hoşlanmam. Yakılan takdimelerinizi ve ekmek takdimelerinizi bana arz etseniz de razı olmayacağım; ve besili hayvanlarınızdan selamet takdimelerine bakmayacağım. İlahilerinin gürültüsünü benden uzaklaştır; çünkü santurlarının ahengini de dinlemeyeceğim Ancak hak sular gibi, ve adalet kuvvetli ırmak gibi aksın.”
Amos 5:2124
Peygamber Mika da buna benzer sözler söylemektedir. Bizler Allah’a birçok sunularla yaklaşabiliriz. Ama eğer gerçek anlamda O’nun yaşam standardı yaşamlarımızdan yansımazsa, sunduklarımızın Allah önünde değeri yoktur:[19]
“Ne ile Rab’bin karşısına çıkayım, ve yüce Allah’ın önünde iğileyim? Onun karşısına yakılan takdimelerle mi, bir yıllık buzağılarla mı çıkayım? Binlerce koçlardan, on binlerce yağ sellerinden Rab hoşlanır mı? günahım için ilk oğlumu, canımın suçu için bedenimin semeresini mi vereyim. Ey adam, iyi olanı sana bildirdi; ve hak olanı yapmak, ve merhameti sevmek, ve Allah’ınla alçak gönüllü olarak yürümekten başka Rab senden ne ister?”
Mik. 6:68
Eski Antlaşma’dan olan yukarıdaki sözler çok açık bir biçimde inanç ve ahlakın birliğini göstermektedir. Bunlar birbirlerinden ayrılamazlar. İbadet, inancımızın yansıması olarak ne kadar önem taşıyorsa, inancımızın günlük yaşama yansıması olan ahlak anlayışımız da o kadar önem taşımaktadır. İnanç ve kutsal yaşam birlikte bir anlam ifade etmektedir.
Yeni Antlaşma’nın birçok yerinde bu konu üzerinde aynı görüş paylaşılmaktadır. Romalıların 1.bölümünden 11.bölümüne kadar olan bölümlerinde ilahiyat öğretilmektedir, 12.bölümünden 16.bölümüne kadar olan bölümlerde ise öğretilerin uygulamasının nasıl olacağı dile getirilmektedir. Bir başka anlatımla teori ve pratik bir arada tam bir anlam vermektedir. Galatyalılarda da aynı yaklaşım söz konusudur. Galatyalılar 1:512 ilahiyat öğretişini içermektedir. Galatyalılar 5:13; 6:10 arasında ise bu ilahiyatın yaşama geçirilmesi vurgulanmaktadır.[20] Elçi Pavlus, ilahiyatçı olduğu kadar ahlak öğretmeniydi. Bizler ilahiyatı hiçbir zaman davranışlardan ayrı olarak değerlendiremeyiz. Hıristiyan ahlakı Hıristiyan ilahiyatından yansır ve hiçbir zaman ayrılamaz.
5. KUTSAL KİTAP AHLAKİ YAŞAMIN HER NOKTASINA ETKİR
Bu sayfaların içeriğine baktığımızda Allah’ın yaşamımızın her noktası ile yakından ilgilendiği sonucunu çıkarmamız mümkündür. Hıristiyan ahlakı bizim özel yaşamlarımıza ve düşüncelerimize etkimektedir. Yakınlarımızla, komşularımızla, çevremizle olan ilişkilerimiz, iyi bir vatandaş olmamız hep aynı kaynaktan etkilenmektedir. Şimdi bu konuya birkaç örnekle bakalım:
Allah evlilik yaşamımız ve aile hayatımızla ilgilenmektedir.[21]
Toplum içinde yardıma ihtiyacı olanların ve zayıf olanların korunmaya, ilgiye ihtiyaçları vardır. Allah bütün bu insanlarla aslında insan aracılığıyla çok yakından ilgilenmek istemektedir:
“Öksüz ve dul kadın için adalet eder, ve garibe ekmek ve esvap vermekle onu sever.”
Tes. 10:18
Herkes için, hem yerli hem de yabancı için aynı yasa vardır:
“Sizin için hüküm bir olacak; garip için nasılsa, yerli için de öyle olacak; çünkü ben Allah’ınız Rab’im…”
Lev. 24:22
Çalışma hayatında da, ticaret yapan insanların ticaretlerin de doğru ve dürüst olmaları, ölçülerinde hakkı gözetmeleri buyurulmaktadır:
“Hükümde, uzunluk, tartı, miktar ölçülerinde haksızlık etmeyeceksiniz. Sizde doğru terazi, doğru taşlar, doğru efa, ve doğru hin olacak; ben Mısır diyarından sizi çıkaran Allah’ınız Rab’im.”
Lev. 19:3536
Kaybolmuş bir hayvan bulunduğunda sahibi düşman bile olsa geri vermemiz emredilmektedir.[22] Sağıra hiçbir zaman lanet okunmayacak, köre tökez olunmayacaktır.[23]
Her şeyin en önemlisi düşüncelerimizin yenilenmesi ile değişmemiz olacaktır. Rab’bin öğretisine göre, düşüncelerimizin değişmesi daha çok Allah’ın karakterini yansıtmamız demek olacaktır:
“Şimdiki çağın gidişine uymayın. Tersine, anlayışınızın yenilenmesiyle büsbütün değiştirilmiş insanlar olun. Öyle ki, Allah’ın istemini, neyin yararlı, beğenilir, yetkin olduğunu öğrenesiniz.”
Rom. 12:2
“Hepimiz açılmış yüzle Rab’bin yüceliğini aynada yansıtırcasına, bir yücelikten bir yüceliği geçerek, aynı görünüme dönüştürülüyoruz. Ruh olan Rab’bin etkisidir bu.”
2. Ko. 3:18
Allah, kendi halkının yaşamındaki her ayrıntı ile tek tek ilgilenmektedir. Eğer gerçekten O’na inananlar O’nun istemi doğrultusunda kutsal bir yaşam yaşamaya başlarlarsa, herkesten farklı olacaklardır. Hıristiyan inancının kökeninde yaşam değişimi yatmaktadır ve inanç, ibadet ve yaşamla kendisini göstermektedir. Bundan sonraki bölümde yaşamın her alanında Allah’ın istediği ahlakın nasıl etkin olması gerektiğini göreceğiz.
6. ESKİ ANTLAŞMA VE YENİ ANTLAŞMA BİRBİRLERİ İLE TAM BİR İLİŞKİ İÇİNDEDİR
Eğer Yeni Antlaşma’yı iyi bir biçimde anlamak istiyorsak, Eski Antlaşma’yı da iyice anlamamız gerekmektedir. Yeni Antlaşmada’ki birçok ahlak buyruğunun temelini de ancak Eski Antlaşma’yı anlamakla algılayabiliriz.
Örneğin; Mesih İsa Matta 19’da boşanma ile ilgili konuşurken Eski Antlaşma’ya dayalı açıklamalarda bulunmaktadır.[24] Elçi Pavlus Romalılar 1:1832’de insanlığın günahlılığından bahsederken Eski Antlaşma’daki ahlak standartlarını temel almaktadır. Romalılar 1:20’de ise yaradılış doktrinine değinmektedir.[25] Konuyu kadın ve erkeğin günah konusunda hiçbir özürleri bulunmadığı şeklinde noktalamaktadır. Romalılar 1:23’te insanın günahlı benliği yüzünden Allah’ın yüceliğini Allah’a yakışmayan şeylere değiştirdiğini söylemektedir. Burada Tesniye 4:1617 hatırlatılmaktadır. Yine cinsel aşırılıklar üzerinde konuşurken elçi Pavlus’un dayanağı Eski Antlaşma olmuştur.[26]
Bu örneklerde gördüğümüz gibi Eski Antlaşma Yeni Antlaşma için büyük bir temel oluşturmaktadır. Çünkü Allah’ın birçok konuda olduğu gibi ahlakı öğretişi de Eski Antlaşma üzerinden Yeni Antlaşma’ya doğru bir çizgi halinde gelmektedir. Bu nedenle Eski Antlaşmayı ne kadar iyi bilirsek, Yeni Antlaşma’yı da o kadar iyi bir biçimde bilmiş olacağız. Aynı zamanda Eski Antlaşma ile Yeni Antlaşma arasında da bazı farklılıkların olduğu unutulmamalıdır:
a) Eski Antlaşma’da Allah’ın kurtarış planı Yeni Antlaşma’da Mesih İsa ile tamamlanmaktadır
Musa’nın Eski Antlaşma yasası Mesih İsa’nın kendi kimliğinde, hizmetinde ve öğretilerinde tamamlanmıştır. Bunu Yeni Antlaşma’da net olarak görmekteyiz.[27]
b) Eski Antlaşma ile Yeni Antlaşma arasında tarihi ve siyasi zaman farkları vardır
Eski Antlaşma’nın kapsadığı zaman süresi çok daha uzundur. Birçok imparatorluğun hüküm süresini kapsamaktadır. Eski Antlaşma doğrudan İsrail oğullarını Allah’ın halkı olarak görmektedir. Allah’ın halkını bir millet olarak kabul etmektedir. Burada İsrail tek bir millet olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada yönetim teokrasidir. Demokrasi değildir. Eski Antlaşma’da genelde İsrail’in üzerinde yönetici Allah’tır. Yeni Antlaşma’da ise İsrail’in üzerinde yönetici konumunda olan Roma İmparatorluğudur. Bu yönetim tamamen Allahsız bir yönetimdir.
c) Eski Antlaşma’nın amacı Allah’ın vahyinin açıklanması ve seçtiği halkın aracılığıyla kendisinin bütün milletlerce tanınmasıdır
Yeni Antlaşma, Allah’ın muhteşem vahyinin sonuca erdiği noktadır. Allah’ın Mesih’inin gelmesi ile birlikte, Allah’ın kurtuluş müjdesi bütün dünyaya yayılmaya başlamıştır. Yalnızca İsrail soyundan gelenler değil, Mesih İsa’ya iman eden her kişi Allah’ın halkı, buradan anlaşılacağı gibi Eski ve Yeni Antlaşma, Allah ile halkı arasında iki ayrı zaman biriminde birbirini tamamlamıştır.
Allah’ın halkı farklı durumlarla yüz yüze gelmişlerdir. Ama Allah’ın karakteri hiçbir zaman değişmemiştir. Kurtarış planında da, bu anlamda bütün Kutsal Kitap aslında temel bir ahlak öğretisini ortaya koymaktadır. Kutsal Kitap’ta Allah’ın kendi seçtiklerinden, kendi halkından beklediği kutsal olmalarıdır. Çünkü Allah’ımız kutsaldır. Allah’ın bugünkü istemi de yine o dönemden farklı değildir.
ESKİ ANTLAŞMA’NIN TEMEL ÖZELLİKLERİ
Eski Antlaşma’nın her yerinde ahlaki öğretişlere rastlamak mümkündür. Böyle bir çalışma içinde Eski Antlaşma’nın kapsadığı bütün ahlak öğretilerine değinmek mümkün değildir. Biz burada ancak belli başlı konulara değinebiliriz. Eski Antlaşma’nın en temel ahlak öğretisi tek olan Yüce Allah’a ibadettir:
“Seni Mısır diyarından, esirlik evinden çıkaran Allah’ın Yehova beni im. Karşımda başka ilahların olmayacaktır.”
Çık. 20:23
Çıkış ve Levililer kitapları Allah’ın yasalarını kendi halkına açıklamaktadır. Tesniye kitabı yasayı hem genişletir hem de kendi halkına bu antlaşmaya itaat etme mecburiyetlerini hatırlatır. Mezmur ve Süleyman’ın Meselleri gibi hikmet kitapları ise Allah halkına dünya yaşamı içinde hikmetli bir biçimde yaşayabilmeleri konusunda öğretişte bulunur ve öğütler verir. Peygamber kitapları ise özellikle Allah ile Sina dağında yapılan antlaşmaya sadık kalınması için uyarılarda bulunulan kitaplardır. Bu bölümlerle insanlara antlaşmaya sadık kalmaları önerilir. Aynı zamanda peygamberler Allah’ın gelecekte kuracağı adalet sisteminden bahsederler. Bütün bunlar Allah’ın aslında kendi halkı ile ne kadar yakından ilgilendiğini daha net bir biçimde gözlerimizin önüne sergilemektedir. Aşağıdaki noktaların incelenmesiyle de aynı şeyleri görmemiz mümkündür.
|